Araba Kiralama İstanbul

Araba Kiralama , gördüğünüz gibi ortaya çok değerli bir eser çıktı. Yaşamsal hantallık yaratmayacak boyutta kurumsallaşmayı sağlamaya çalıştık. Örneğin, 2004 yılından bu yana ISO standartlarına geçtik ve kendi isteğimizle 6 ayda bir denetim geçiriyoruz. 2004 yılından bu yana dünyanın en prestijli denetim firmasına mali denetim yaptırıyoruz. Ayrıca yılda bir kez dünyaca ünlü bir hukuk firmasına da hukuki denetim yaptırıyoruz. Bunu iftiharla söylüyorum ki, gerçek manada kurumsallaşmış yapıların haricinde, birçok firmada olmayan standartlar Araba Kiralama’de var.

Araba Kiralama

Araba Kiralama

Şahsınız adına, Araba Kiralama’de tüm istediklerinizi gerçekleştirebildiniz mi? Araba Kiralama filo kiralama sektöründeki yeri nedir?
Aslında istemenin sonu yok. Ben burada 300-500 araç kiralayan bir firmanın başına getirildim. Firma sahiplerinin binli rakamlarla ifade edilecek türden bir beklentileri veya bu kadar büyük bir hayalleri yoktu. 1999 yılının sonundan 2006 yılının Mayıs ayına kadar lider konumda ilerledik. 2006 Mayıs’ında Renty’yi Do-car’a 3.500 araç ile devredince sektördeki firmalar yer değiştirdi. Docar bir numaraya çıktı, biz de Intercity’nin ardından 3. sıraya geldik. Intercity akılcı, profesyonel ve son derece başarılı bir yönetim ile kısa sürede birinciliğe yükseldi. Biz bir müddet 3. sıradaki yerimizi koruduk, alt yapıya önem verdik, Araba Kiralama’yi bugün için farklılaştıran koşulları sağladık. 2007 yılında doğru stratejiler uygulayarak ivme kazandık ve şu an 16.000 adet araca ulaştık. Buradan bakıldığında eğer büyüklük ölçütü filo büyüklüğü ise evet, bu durumda adetsel anlamda sektör ikinciliğini sürdürmekteyiz.
Araç adedinden ziyade, operasyonun nasıl yürütüldüğü, kârlı olup olmadığı daha önemli değil mi? Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Belki biraz iddialı olacak ama şu an sektörde, satış sonrası hizmetler kalitesinin en yüksek olduğu firma Derindere. Bunu biz değil, birbirinden değerli müşterilerimiz, ardı ardına yenilenen sözleşmelerimiz söylüyor. Şu an, 3. hatta 4. kontrat dönemini yaşayan müşterilerimiz var. Bu da 9-12 yıl anlamına geliyor. Birçok yeni yatırımlar yaptık, özellikle internet sitemizi inanılmaz geliştirdik. Biz yedek araç havuzlarımızı hep kendi içimizde düzenledik, hiç dışarıdan almadık. Bu başlı başına bir projedir. Şu an Türkiye’de bize bağlı, kapalı devre çalışan servisler var. Bu servislerle, Türkiye’nin hemen hemen her noktasını kontrol edebiliyoruz. De-rindere’nin kendi çalışanlarının özverisinin yanı sıra, Derindere’ye hizmet üreten çok sadık bir ekip var dışarıda. Bu da De-rindere’nin ilkeli davranışlarının sonucudur. Türkiye’de herkesin çalışmak isteyeceği bir firma haline geldik. Ömer Bey ben ilk işe başladığımda şunu demişti “Aman oğlum, kredi kullanıyor, borçlu harçlı işler yapıyorsun, ben böyle şeyler bilmem. Benim adıma leke getirme. Allah korusun günün birinde maddi bir sorun olursa, bu sıkıntıyı var olan birikimlerimle ödeyebi-leyim, adımız temiz kalsın.”. Ben bu sözü hep aklımda tuttum. Şu anda aktif toplamı 500 trilyon YTL’ye, aylık cirosu 15 trilyon YTL’ye ulaşmış bir şirketi yöneti-yoruz ve bu sayılar her yıl katlanarak büyüyor. Başlangıcımız, 18 ay vadeyle alınmış 20 adet Toyota Corolla ile idi. Zaman içerisinde, ilişkilerimiz, müşterilerimiz, sağlayıcılarımız, özveri ile çalışan elemanlarımız devreye girdi ve bugünkü Derindere çıktı ortaya.
Araç kiralama işi artık otomotivden çıktı, finans yönetimi haline geldi. Finans yönetimini iyi yapan firmalar büyüyecek ve ayakta kalabilecekler. Sektör bunun ne kadar farkında?
İlkay Ersoy: Sektörün büyük oyuncuları işlerine hakim ve doğru yolda. Bu sektör çok hızlı gelişiyor, talebe yetişmek mümkün değil. Diğer taraftan da tamamen yabancı kaynakla çalışılan bir durum söz konusu. Arabaları aldıktan sonra belirli bir hizmet kalitesini de tutturmak zorundasınız, bu durumda yüksek işletme maliyetlerini uzun bir süre öz kaynaklarınızla karşılamanız gerekir. Benim müşterim gece ikide Tatvan’da mahsur kalır, üç saat sonra altına yeni arabası gelir. Bu güce ulaşmak kolay değil, hem tecrübe hem de maliyet anlamında. Bunlar ister istemez maliyetlerimize yansıyor. 2.000 -3.000 arabaya kadar iyi kötü geliniyor da sonrasında kontrol etmek çok zor. Üç yıllık bir sözleşmede araç başına ortalama 5.000 Euro masraf gerekebiliyor. Bu para kasanızda yoksa bir iki ay büyürsünüz ama yükünü, acısını en fazla bir yıl gecikmeyle hissetmeye başlarsınız. Kredi bulmak finansal yönetim değildir. Bulduktan sonra kredinin yönetimi çok zordur. Bu sektörde her zaman için önünüzdeki dönemi iyi görerek adım atmanız gerekir. Bundan iki yıl evvel, bankaya ziyarete gidildiği zaman Eminönü’ne, Bakırköy’e, Taksim’e şubeye gidilirdi. Şimdi ise bu ziyaretler için Londra’ya, Frankfurt’a, Ams-terdam’a, Cenevre’ye gidiyoruz. Sektör yakın bir gelecekte 500 bin adet araca gelecek. Bizim şu an pazar payımız % 13-14 civarlarında. Hadi diyelim ki bizim payımız da rekabet neticesinde % 10’a insin, bunun anlamı en kötümser 50 bin adet araç demek. Bu da yuvarlak hesap 1 milyar USD demek. Bu paraya, ihtiyaca bazı yerel bankaların gücü yetmez. Sektör içinde Derindere gibi, bu işin teorisini, pratiğini bilerek uygulayan firmalar var. O nedenle, hem Türkiye’de hem yurt